Bisküvi alırken sadece tarih ve kalori bakıyorsanız büyük hata yapıyorsunuz: Uzmanlar menşe bilgisi olmayan ürünler için uyarıyor

Marketteki bisküvi raflarının önünde durduğunuzda, elinize aldığınız paketteki bilgiler size gerçekten ne anlatıyor? Üzerinde yazan besin değerleri, enerji miktarı, belki bir sağlık iddiası… Peki bu bisküviyi yapan buğdayın hangi tarladan geldiğini, içindeki bitkisel yağın hangi ülkede üretildiğini veya şekerin kaynağını biliyor musunuz? Çoğumuz için cevap maalesef hayır. Kuru bisküvi paketlerinin arkasındaki bu sessizlik, tüketici olarak bilinçli seçim yapma hakkımızı doğrudan etkileyen ve üzerinde cidді şekilde durulması gereken bir sorun.

Menşe Bilgisi Neden Bu Kadar Önemli?

Bir gıda ürününün menşe bilgisi, sadece coğrafi bir işaret değil; aynı zamanda kalitenin, güvenliğin ve üretim standartlarının da göstergesi. Elinizdeki bisküvinin içindeki buğday unun Avrupa’dan mı, Asya’dan mı yoksa yerel bir üreticiden mi geldiğini bilmek, o ürünün hangi tarım ilaçlarına maruz kaldığını, hangi toprağın ürünü olduğunu ve hangi kontrol süreçlerinden geçtiğini anlamanıza yardımcı olur.

Özellikle hassas gruplar için bu bilgi hayati önem taşır. Alerjisi olan bireyler, belirli bölgelerdeki üretim standartlarına güvenmek isteyebilir. Çocuklarına sağlıklı atıştırmalıklar vermek isteyen ebeveynler, hammaddenin kaynağını bilmek ister. Diyabet hastaları veya kalp rahatsızlığı olanlar, kullanılan yağın ve şekerin kalitesi konusunda net bilgiye ihtiyaç duyar.

Yasal Düzenlemeler ve Şeffaflık Açığı

Türkiye’de gıda etiketlemesi konusunda çeşitli yasal düzenlemeler mevcut. Türk Gıda Kodeksi Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği, üreticilerin belirli bilgileri tüketiciye sunmasını zorunlu kılar: ürünün adı, net miktarı, bileşenler listesi, besin değerleri, alerjenler, son kullanma tarihi ve nihai ürünün üretim veya paketleme yeri gibi bilgiler belirtilmelidir. Ancak burada kritik bir boşluk var: hammaddelerin menşe bilgisi zorunlu değil. Sadece nihai ürünün nerede üretildiği ve paketlendiği belirtiliyor çoğu zaman.

Bu durum, bir bisküvinin “Türkiye’de üretilmiştir” yazmasına rağmen içindeki tüm hammaddelerin yurtdışından gelmesine olanak tanıyor. Tüketici olarak siz bu bilgiyi paket üzerinden öğrenemiyorsunuz. Bu da “yerli ürün” algısıyla satın aldığınız bir üründe aslında ithal hammaddelerin kullanılmış olabileceği anlamına geliyor.

Avrupa Birliği’nde ise durum biraz farklı. AB Genel Gıda Kanunu izlenebilirlik gerektirir ve belirli ürünlerde et ve süt hammaddelerinin menşe bilgisinin belirtilmesi zorunludur. Palm yağı gibi hassas konularda sürdürülebilirlik iddiaları sıkı denetlenir.

Gizlenen Bilgiler ve Tüketici Aldanması

Bisküvi paketlerinde sıkça rastlanan bir durum, ön yüzde görsel olarak buğday başakları, doğal görüntüler ve “sağlıklı” çağrışımlar yaratılırken, arka yüzde hammadde kaynağı konusunda sessiz kalınması. Bu bir tür görsel aldatmaca olarak değerlendirilebilir.

Bazı üreticiler, “AB standartlarına uygun” veya “uluslararası kalite belgeli” gibi ifadeler kullanarak tüketiciyi tatmin etmeye çalışıyor. Ancak bu ifadeler, hammaddenin nereden geldiği sorusunu yanıtlamıyor. Bir ürün AB standartlarında üretilmiş olabilir ama içindeki palm yağı hangi ülkeden gelmiştir? Buğday unu hangi iklim koşullarında yetişmiş tahıldan elde edilmiştir? Bu sorular cevapsız kalıyor.

Bitkisel Yağ ve Şeffaflık Sorunu

Kuru bisküvilerde en kritik bileşenlerden biri bitkisel yağlar. Paketlerde genellikle “bitkisel yağ” yazıyor, bazılarında parantez içinde türü belirtiliyor: palm yağı, ayçiçek yağı, pamuk yağı gibi. Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’ne göre bitkisel yağların türleri belirtilmelidir ancak menşe yani köken ülke zorunlu değildir. Bu yağın menşei hakkında neredeyse hiçbir zaman bilgi verilmiyor.

Farklı bölgelerde üretilen yağlar, farklı yağ asidi profilleri ve farklı kalite standartlarına sahip olabilir. Palm yağı tropik bölgelerde, özellikle Endonezya ve Malezya’da yoğun üretilirken, ayçiçek yağı Karadeniz ve Güneydoğu Avrupa kökenli olabilir. Bu farklılıklar rafine etme süreçlerini ve besin kalitesini etkiler. Tüketici olarak bu bilgiye erişemediğinizde, gerçekten bilinçli bir tercih yapmış olmuyorsunuz.

Şeker ve Tatlandırıcıların Gizemli Kökeni

Bisküvilerdeki şeker de benzer bir muammayla karşımıza çıkıyor. Hangi kaynaktan elde edilmiş? Pancar şekeri mi, kamış şekeri mi? Organik bir üretimden mi geliyor yoksa yoğun tarım ilaçları kullanılan tarlalardan mı? Bu bilgilere erişmek neredeyse imkansız. Etiketleme yönetmeliği sadece “şeker” veya türünü belirtmeyi zorunlu kılar. Glikoz şurubu veya fruktoz-glikoz şurubu gibi tatlandırıcıların türü belirtilmeli ancak menşe bilgisi zorunlu değildir.

Üstelik bazı üreticiler “şeker” yerine “tatlandırıcı” veya “glikoz şurubu” gibi alternatif ifadeler kullanıyor. Bu maddelerin kaynağı ve işlenme süreçleri hakkında hiçbir bilgi sunulmuyor tüketiciye. Oysa şeker kaynağının bilinmesi, hem sağlık hem de etik tercihler açısından önemli.

Bilinçli Tüketici Olarak Neler Yapabilirsiniz?

Bu bilgi eksikliği karşısında tamamen çaresiz değilsiniz. Bilinçli bir tüketici olarak alabileceğiniz bazı önlemler var:

  • Üretici firmalarla doğrudan iletişime geçin: Çoğu firmanın tüketici hizmetleri hattı var. Hammaddelerin menşei hakkında soru sorduğunuzda, bu talep kaydedilir ve yeterli sayıda tüketici aynı soruyu sorduğunda firmalar bu bilgiyi paylaşmaya başlayabilir.
  • Sertifikaları araştırın: Organik tarım sertifikası, fair trade, RSPO palm yağı sertifikası gibi sürdürülebilir üretim belgelerine sahip ürünler genellikle hammadde kaynaklarını daha şeffaf şekilde belirtir.
  • Yerel ve küçük ölçekli üreticileri tercih edin: Küçük üreticiler genellikle yerel hammadde kullanır ve bu konuda daha açık iletişim kurar.
  • Tüketici hakları derneklerine başvurun: Bu konudaki şikayetlerinizi ve taleplerinizi organize kuruluşlar aracılığıyla dile getirmek daha etkili sonuçlar verebilir.

Şeffaflık Sadece Bir İstek mi Yoksa Hak mı?

Gıda güvenliği ve tüketici hakları açısından bakıldığında, hammadde menşeinin gizlenmesi kabul edilebilir bir durum değil. Tüketicinin, satın aldığı bisküvinin içindeki buğdayın, yağın ve şekerin nereden geldiğini bilme hakkı var. Bu, sadece sağlık için değil, ekonomik tercihler, etik değerler ve çevresel duyarlılık için de önemli.

Türkiye’de de benzer adımların atılması gerekiyor. Mevcut yönetmelik hammadde menşei için genel zorunluluk getirmese de, sektörde değişim rüzgarları esiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı denetimleri artıyor ve tüketici bilinçlenmesi her geçen gün güçleniyor. Markette bisküvi alırken bir sonraki sefere, paketteki eksik bilgilerin farkında olun. Bu farkındalık, hem kendi sağlığınız hem de gıda sektöründe daha fazla şeffaflık için atılacak adımların ilk basamağı olabilir. Sessiz kalmak yerine soru sormak, talep etmek ve hakkınızı aramak, değişimin gerçekleşmesi için şart.

Bisküvi alırken hammadde menşeini hiç merak ettiniz mi?
Her zaman kontrol ederim
Bazen aklıma gelir
Hiç düşünmemiştim
Önemli ama nasıl öğreneceğim
Sadece fiyata bakarım

Yorum yapın