Genç yetişkinlik döneminde olan çocuklarına sürekli başarı baskısı uygulayan anneler, farkında olmadan en değerli ilişkilerini tehlikeye atıyorlar. Araştırmalar, ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliğinin, akademik başarıdan bağımsız olarak, gençlerin psikolojik uyumunda belirleyici olduğunu gösteriyor. Bu dönem, artık ebeveynlik rolünün değişmesi gereken kritik bir eşiği temsil eder. Üniversite yılları veya kariyerin ilk adımları, gencin kendi kimliğini ve yaşam yönünü bulma zamanıdır ve bu süreçte anne-babanın desteği, kontrolünden çok daha değerlidir.
Başarı Baskısının Görünmeyen Yüzü
Psikoloji literatürü, özellikle psikolojik kontrol içeren ebeveyn tutumlarının ergen ve genç yetişkinlerde anksiyete, depresyon ve düşük öz saygı ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Suçluluk hissettirme, sevgi çekme ve aşırı eleştiri gibi davranışlar, gençte koşullu kabul algısı oluşturabiliyor. Yani sevgi ve değerin başarıya bağlı olduğu hissini artırabiliyor.
Türkiye gibi akademik başarıya ve sosyal onaya yüksek önem verilen kültürlerde, bu baskı çoğu zaman “senin iyiliğin için” söylemiyle ifade ediliyor. Böyle olduğunda genç yetişkin, annesinin sevgisini ancak başarılı olduğunda hak ettiğini düşünmeye daha yatkın hale gelebiliyor. Bu, öz değer algısını zedeleyen ve kronik kaygıyı artırabilen bir dinamik olarak tanımlanıyor.
Bu baskının altında çoğu zaman annenin kendi gerçekleşmemiş hayalleri, toplumsal beğenilme ihtiyacı veya çocuğunun geleceğine dair yoğun kaygısı yatabiliyor. Niyet iyi olsa bile, araştırmalar aşırı kontrolcü ve baskıcı ebeveynlik biçimlerinin ilişki kalitesini düşürdüğünü, güvende hissetmeyi azalttığını ve çatışmayı artırdığını gösteriyor.
Genç Yetişkinlik Farklı Bir Ebeveynlik Gerektirir
18-25 yaş arası gelişmekte olan yetişkinlik, gelişim psikologu Jeffrey Arnett tarafından tanımlanan özel bir dönemdir. Bu evrede birey artık çocuk değildir ama tam anlamıyla ekonomik ve duygusal açıdan bağımsız bir yetişkin de değildir. Bu arada kalmışlık durumunu sağlıklı yönetebilmek için ebeveynlerin rollerini yeniden tanımlaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu dönemde ebeveynlik stilinin, yönlendirici ve kontrol ediciden çok, destekleyici ve danışman rolüne evrilmesi, genç yetişkinin hem psikolojik iyi oluşu hem de özerklik gelişimiyle ilişkilidir. Kararları genç yetişkinin yerine vermek yerine karar verme sürecine eşlik etmek, sadece başarıya odaklanmak yerine psikolojik sağlık ve iyi oluşu öncelemek, kariyer seçimlerine müdahale etmek yerine farklı yolları keşfetme cesaretini desteklemek, özerkliği destekleyen ebeveynlik örnekleri olarak tanımlanmaktadır.
Baskı Yerine Destek: Pratik Dönüşüm Adımları
Eğer bir anne olarak çocuğunuzla ilişkinizin gerildiğini hissediyorsanız, bu farkındalık değişimin ilk adımıdır. Araştırmalar, ebeveynlik biçimindeki küçük ama sürekli değişimlerin bile ebeveyn-genç yetişkin ilişkisini zamanla iyileştirebileceğini gösteriyor.
- Dinleme oranını artırın: İlişki araştırmaları, etkin ve empatik dinlemenin algılanan destek ve ilişki doyumunu artırdığını ortaya koyuyor. Gencin fikirlerini, duygularını ve endişelerini gerçekten duymaya çalışmak, dinlerken hemen çözüm üretme veya yargılama refleksini bastırmak, güveni güçlendirir.
- Başarıyı yeniden tanımlayın: Pozitif psikoloji literatürü, yaşam doyumu ve psikolojik iyi oluşun yalnızca dışsal başarı göstergeleriyle değil, duygusal düzenleme, dayanıklılık, yaratıcılık, empati ve anlam duygusu gibi içsel kaynaklarla da yakından ilişkili olduğunu vurgular. Başarı kavramını bu yönleriyle de görmek, hem anne hem çocuk için baskıyı azaltır.
- Karşılaştırmayı bırakın: Sosyal karşılaştırmaların, özellikle yukarı doğru karşılaştırmanın, gençlerde benlik saygısını düşürebildiği ve yetersizlik hissini artırabildiği gösterilmiştir. “Ayşe’nin kızı…” ile başlayan cümleler çoğu zaman motive etmekten çok kıyas kaygısını artırır.
- Hata hakkını tanıyın: Gelişmekte olan yetişkinlik, deneyerek öğrenmenin yoğun olduğu bir dönemdir. Hata yapma fırsatı tanınmasının, problem çözme becerilerini ve dayanıklılığı geliştirdiğine dair bulgular vardır. Küçük başarısızlıkların yaşam boyu öğrenme için önemli birer deneyim olduğu, gelişim psikolojisi ve eğitim bilimleri literatüründe sıkça vurgulanmaktadır.
İletişim Dilini Değiştirmek
Aile terapisi ve ilişki araştırmaları, aile içi sorunların önemli bir bölümünün iletişim biçimiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Eleştiri, aşağılama, savunmacılık ve duvar örme gibi iletişim kalıplarının ilişkileri zamanla zayıflattığı gösterilmiştir.

Özellikle performans odaklı konuşmalar, çoğu zaman eleştiri ve yargı içerir ve gencin kaygısını artırabilir. “Neden hala iş bulamadın?” yerine “İş arama sürecinde kendini nasıl hissediyorsun, sana nasıl destek olabilirim?” demek, aynı konuyu çok daha az tehditkâr ve daha destekleyici bir tonda açar. Birincisi suçlayıcı ve kaygı yükseltici, ikincisi ise destekleyici ebeveyn iletişimi olarak tanımlanan yapıya daha yakındır.
Benzer şekilde, “Şu dersten kötü not aldığını duydum, ne olacak senin halin?” yerine “O derste zorlandığını biliyorum. Bu konuda konuşmak ister misin?” gibi bir yaklaşım, gencin kendini daha az yargılanmış hissetmesine ve duygularını açmasına zemin hazırlayabilir.
Sınır Koymayı Öğrenmek
Sağlıklı bir ilişkinin temelinde, karşılıklı sınırlara saygı olduğu, aile terapisi ve bağlanma literatüründe sıklıkla vurgulanır. Genç yetişkin çocuğunuzun bazı konuları sizinle paylaşmak istememe hakkı vardır. Sürekli sorgulama, özel alanlarına müdahale etme veya her kararında söz sahibi olmaya çalışma, araştırmalarda aşırı müdahaleci veya iç içe geçmiş aile yapılarıyla ilişkilendirilmiş ve bu yapıların bireysel özerklik gelişimini zorlaştırdığı gösterilmiştir.
Sınırlar koymak sevgisizlik değildir, aksine olgun bir sevgi ve saygı biçimi olarak değerlendirilmektedir. Örneğin “Artık 22 yaşındasın ve kariyerinle ilgili kararları sen vereceksin. Ben buradayım, fikrime ihtiyaç duyarsan konuşabiliriz” demek, hem gencin özerkliğini tanımak hem de desteğinizi sürdürmek anlamına gelir. Bu tür mesajlar, özerklik desteği ile duygusal desteği birleştiren ebeveynlik tarzı olarak tanımlanır.
Annenin Kendi İç Yolculuğu
Çocuğuna aşırı baskı yapan pek çok ebeveynin, aslında kendi içsel ihtiyaçları ve geçmiş deneyimleriyle yüzleşmeye ihtiyaç duyduğu, klinik gözlemler ve araştırmalarla desteklenmektedir. Bazı ebeveynler kendilerini çocuklarının başarılarıyla tanımlayabilir, bazıları ise kendi gerçekleşmemiş hayallerini çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışabilir.
Bu farkındalığa varmak zorlayıcı olsa da, değişim için önemli bir adımdır. Psikoterapi ve aile danışmanlığı çalışmalarında, ebeveynin kendi şemaları ve baş etme biçimleri üzerinde çalışmasının hem ebeveynin iyi oluşunu hem de aile içi ilişkileri olumlu etkileyebildiği gösterilmiştir. Aile danışmanlığı veya bireysel terapi, otomatik tepkileri ve kalıplaşmış baskı döngülerini fark edip dönüştürmeye yardımcı olabilir.
İlişkiyi Onarmak İçin Cesaret
İlişki ciddi şekilde gerilmişse, sorumluluk almak ve özür dilemek, bağ onarımında etkili bir adımdır. Araştırmalar, samimi bir özrün ve değişim niyetinin, yakın ilişkilerde güveni yeniden inşa etmede önemli olduğunu göstermektedir. “Sana fazla baskı yaptığımı fark ettim ve bunun için üzgünüm. Daha destekleyici bir anne olmayı öğrenmek istiyorum” gibi bir cümle, hem sorumluluk almayı hem de değişim niyetini içerir.
Değişim genellikle bir gecede olmaz. Alışılmış davranışlara zaman zaman geri dönmek çok yaygın bir süreçtir. Davranış değişikliği çalışmalarında, geriye dönüşlerin sürecin doğal bir parçası olduğu ve önemli olanın fark ettiği anda tekrar hedef yönde adım atmak olduğu vurgulanır. Küçük ama sürdürülen değişiklikler, ilişki iklimini zamanla olumlu yönde değiştirebilir.
Anne-genç yetişkin çocuk ilişkisi, yeni bir evreye geçerken dönüşmek zorundadır. Bu dönüşüm, kaybı değil, daha derin ve olgun bir bağın kazanılmasını temsil eder. Başarı baskısını geri plana çekip, özerkliği destekleyen, koşulsuz sevgi ve duygusal desteği öne çıkaran bir ilişki kurduğunuzda, hem çocuğunuzun hem de ilişkinizin güçlendiğini görme olasılığınız artar. Ve belki de en önemlisi, çocuğunuz hayatta gerçekten kim olmak istediğini keşfetme özgürlüğünü daha güvenli bir psikolojik zeminde bulur.
İçerik Listesi
