Özetle
- 🎬 Köyden İndim Şehire
- 📺 Star TV’de saat 20.00’de
- 🪙 Dört kardeşin köyden İstanbul’a gelip altınlarını değerlendirmeye çalışırken yaşadıkları komik ve toplumsal gözlemlerle dolu maceralarını anlatan, Yeşilçam’ın kült komedilerinden biri.
Köyden İndim Şehire, Ertem Eğilmez, Kemal Sunal, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Halit Akçatepe, Arzu Film… Bu isimler yan yana geldiğinde ortaya çıkan şey genellikle hem gülümseten hem de nostaljiyi tam kalbinden vuran o özel Yeşilçam enerjisi oluyor. Bu akşam Star’da saat 20.00’de ekrana gelecek “Köyden İndim Şehire”, işte tam da bu enerjinin en ikonik örneklerinden biri.
1974’te çekilmiş olmasına rağmen hâlâ prime time’da yer bulabilen çok az film vardır; bu yapım ise yıllar içinde sadece bir komedi değil, Türk televizyon kültürünün vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Üstelik bunu bir define hikâyesinin arkasına saklanmış şaşırtıcı derecede güçlü bir toplumsal gözlemle başardı. Bu nedenle bu akşam ekranda belirecek her sahne, hem eğlencenin hem de Yeşilçam tarihçiliğinin küçük bir parçası gibi izlenebilir.
“Altın var!” diyen bir film neden 50 yıl sonra da izleniyor?
“Köyden İndim Şehire”nin hikâyesi aslında çok basit: Saffet, Şaban, Himmet ve Hayret… Dört kardeş bir anda altına kavuşuyor ve bu hazineyi değerlendirmek için İstanbul’a iniyor. Ne var ki şehir, onların niyet ettiği kadar masum bir yer değil. Birbirinden renkli dolandırıcılar, uyanık kuyumcular, sahte ekspertizler ve üstüne bir de kardeşler arasındaki “altını ben saklayayım” krizleri eklenince film, saf Anadolu insanının büyük şehirle çarpıştığı komik ama bir o kadar tanıdık bir tabloya dönüşüyor.
Bu tabloyu özel kılan şey ise Ertem Eğilmez’in o keskin gözlemi. Film, 70’lerin kentleşme baskısını, köy-şehir çatışmasını ve paranın insanlar üzerindeki etkisini komedi perdesiyle yumuşatırken aslında oldukça cesur bir dönemi resmediyor. Her ne kadar güldüren bir yapım olsa da, altınları helvaya karıştırma sahnesi ya da kardeşlerin birbirinden şüphelenmesi gibi anlar bugün bile sosyal medyada alıntılanıyorsa, bu biraz da filmin acı-tatlı toplumsal hafızaya işlediğini gösteriyor.
Bu kadronun yarattığı sinerji: Saflık, kurnazlık, panik ve uyanıklık bir arada
Filmin kült olmasının en önemli nedeni kuşkusuz kadro. Kemal Sunal’ın saflığı, Metin Akpınar’ın kendince zeki tavırları, Zeki Alasya’nın kurnazlığa meyleden halleri ve Halit Akçatepe’nin panik hâlleri… Aslında dört karakter, Yeşilçam’ın komedi matematiğinin adeta formülü gibi. Her biri başka bir mizah türüne hizmet ediyor ama bir araya geldiklerinde ortaya şaşırtıcı derecede ahenkli bir kaos çıkıyor.
Bugün bu filmi izlerken çoğumuzun en çok sevdiği detaylardan biri de oyuncuların doğal diyalogları. Dönemin anlatılarına göre ekip, sahne içinde sık sık doğaçlamaya gidiyor, Ertem Eğilmez de özellikle bu spontane enerjiye izin veriyordu. Tam da bu nedenle film hâlâ “konuşma ritmi” açısından canlı; modern komedi izleyicisinin bile kulağına güncel gelebiliyor.
Arzu Film’in neredeyse tam kadroyla bu kadar sık bir araya gelmesi, Türk sinema tarihinde karşılığı zor dolacak bir “ekip komedisi” geleneği yarattı. Bu film ise o geleneğin en parlak temsilcilerinden biri olarak duruyor.
Bu akşam neden tekrar izlemeye değer?
Televizyon akşamlarında nostaljiye kapılmak artık sıradan bir alışkanlık; fakat “Köyden İndim Şehire” yeniden izlendiğinde sadece nostalji sunmuyor, bugünün izleyicisine de hâlâ geçebilen bir mizah anlayışı barındırıyor. Özellikle şehir hayatının hâlâ zaman zaman karmakarışık hissettirdiği günümüzde filmdeki dolandırıcı figürlerin abartılı karikatür hâli bile tanıdık geliyor. Kardeşlerin İstanbul’a ayak uydurmaya çalışırken yaşadığı telaş, trafiğiyle, temposuyla ve karmaşasıyla hâlâ yerli yerinde duran bir gerçekliğe dokunuyor.
Bunun yanında film, Yeşilçam’ın “dünyayı daha temiz bir yer gibi gösterme” çabasının da en tatlı örneklerinden biri. Dolandırıcılar var, hile hurda var ama yine de kimse kırılmıyor, kimse tamamen kötü değil. O dönem filmlerinin bugüne göre daha naif ama aynı zamanda daha sıcak gelmesinin nedeni belki de bu.
- Kemal Sunal’ın erken dönem performanslarından biri olması, onu bugün gördüğümüz efsane statüsünün hangi temeller üzerinde yükseldiğini göstermesi açısından önemli.
- Altın-helva sahnesi gibi kültleşmiş anlar, film tarihimizin ortak hafızasının en tanınan parçaları arasında.
Bu film ayrıca, televizyon kanallarının “güvenli bölge” tercihlerinden biri. Her kuşaktan seyirciye hitap edebilmesi ve ailece izlenebilir olması, onu hâlâ prime time’da görmek için yeterli bir neden. Bu akşam Star’ın 20.00 kuşağında yayınlaması da aslında tam bir cuma akşamı seçimi: Rahatlatan, güldüren, eve huzurlu bir enerji yayan bir klasik.
Yeşilçam’ın mirası ve bu filmin kendi küçük efsanesi
“Köyden İndim Şehire”, eleştirmenlerin sıkça vurguladığı gibi, Arzu Film’in toplumsal komedi damarının temel taşlarından biri. Göç, kentleşme, sınıfsal farklar, plansız zenginleşme hayali gibi temaların komediyle sarılması, o dönem sinemasının en karakteristik anlatı yapılarından biriydi. Bu film, tam da bu nedenle sadece güldürü unsurlarından dolayı değil, dönemin ruhunu perdeye taşıdığı için de önemli.
Bugün hâlâ televizyonda karşılaştığımızda kumandayı bıraktıran filmlerden biri olmasının nedeni ise çok daha basit: Eğlenceli. Saf bir eğlence, filtresiz bir enerji. Üstelik yıllar geçmesine rağmen ritmini kaybetmemiş bir eğlence. Karakterler hâlâ taze, şakalar hâlâ naif, tempo hâlâ hızlı. Artık komedi filmlerinde pek göremediğimiz bir sıcaklık var bu eski Yeşilçam yapımlarında ve “Köyden İndim Şehire” o sıcaklığın en parlak örneklerinden.
Bu akşam ekranda yine altının peşinde koşan, helvayı karıştıran, birbirinden şüphelenen ama sonunda dayanışmayı unutmayan dört kardeşi izlerken hem gülmek hem de Yeşilçam’a küçük bir selam göndermek mümkün. O hâlde kumanda hazırsa, nostaljinin en güvenli limanlarından biri 20.00’de karşımızda olacak.
İçerik Listesi
