Bir torun diğerini kıskanıyor diye düşünüyorsanız, asıl sorun tamamen başka bir yerde olabilir

Ergenlik dönemi, torunların kimlik arayışının en yoğun yaşandığı yıllardır. Beyin gelişimi açısından bakıldığında, bu dönemdeki gençlerin ödül ve sosyal kabul sistemleri yetişkinlere göre çok daha aktif çalışır. Prefrontal korteksin henüz tam olgunlaşmamış olması, ergenlerin duygusal tepkilerini daha yoğun yaşamalarına neden olur. Bu nedenle büyükanne veya büyükbabanın diğer toruna daha fazla ilgi gösterdiği algısı, basit bir gözlem değil, doğrudan kimliklerine yönelik bir tehdit gibi hissedilir. Kıskançlığın ardında aslında derin bir görülme ve değer verilme ihtiyacı yatar.

Sorunun kaynağı çoğu zaman gerçek bir ayrımcılıktan çok, algılanan eşitsizlikten beslenir. Belki bir torun daha sessiz ve içine kapanıkken, diğeri konuşkan ve sosyal ortamlarda rahat davranır. Ya da biri spor başarılarıyla dikkat çekerken, diğerinin müzik yeteneği veya sanatsal becerileri gözden kaçar. Büyükebeveynler farkında olmadan, kendileriyle daha kolay iletişim kuran veya başarıları daha görünür olan torunla daha fazla zaman geçirebilir. Bu doğal eğilim, diğer torunun kendini dışlanmış hissetmesine yol açar.

Eşitlik mi, Hakkaniyet mi?

Pek çok büyükanne ve büyükbaba “Ben her torunuma eşit davranıyorum” savunmasına sığınır. Ancak çocuk gelişimi alanındaki uzmanlar, eşitliğin her zaman adil olmadığını vurgular. Hakkaniyet kavramı, her bireyin farklı ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak farklı yaklaşımlar sergilemeyi gerektirir. Her ergen torun farklı ilgi alanlarına, duygusal gereksinimlere ve iletişim tercihlerine sahiptir. Birinin sözlü onay ve takdire ihtiyacı varken, diğeri kaliteli zaman geçirmeyi daha değerli bulabilir.

Gary Chapman’ın geliştirdiği sevgi dilleri kavramı, bu noktada aydınlatıcıdır. Bir torunun sevgi dili hediyeler olabilirken, diğerininki fiziksel temas veya hizmet edici davranışlar olabilir. Büyükebeveynler her torunun sevgi dilini anladığında, mekanik bir eşitlik yerine anlamlı ve derin bağlar kurabilir. Bu yaklaşım, her çocuğun benzersiz ihtiyaçlarını karşılayarak gerçek bir adalet duygusu yaratır.

Ergenlerle Kurulan Köprüler

Ergen torunlarla iletişim kurmak hassas bir dengedir. Hem bağımsızlık isterler hem de yakınlık ararlar. Kıskançlık konusunu doğrudan masaya yatırmak yerine, dolaylı yollar çok daha etkili sonuçlar verir. “Seninle özel vakit geçirmek istiyorum” gibi samimi bir ifade, “Kardeşinle neden bu kadar soğuksun?” gibi yargılayıcı bir sorudan kat kat güçlüdür.

Araştırmalar, ergenlerin kendilerini özel hissettiği anların genellikle birebir deneyimlerle oluştuğunu gösterir. Grup aktivitelerine kıyasla, bireysel etkileşimler daha derin bağlanma sağlar. Büyükanne bir torunuyla müze gezisine çıkarken, diğeriyle mutfakta yemek yapabilir. Büyükbaba biriyle balığa giderken, diğeriyle satranç oynayabilir. Önemli olan, her torunun kendine ait özel bir alan ve zaman dilimine sahip olması, bunun da düzenli ve tutarlı şekilde korunmasıdır.

Karşılaştırma Yapmaktan Kaçının

Büyükebeveynlerin en sık düştüğü tuzaklardan biri, torunları birbiriyle veya geçmiş kuşaklarla karşılaştırmaktır. “Abin senin yaşındayken çok daha çalışkandı” ya da “Kuzinin ne kadar da sorumluluk sahibi” gibi cümleler, iyi niyetle söylense bile derin yaralar açar. Karşılaştırma, zaten hassas olan ergen benliğini daha da kırılganlaştırır ve değersizlik duygusunu besler.

Bunun yerine, her torunun kendi gelişim sürecini takdir etmek çok daha yapıcı bir stratejidir. “Geçen aya göre resimlerinde ne kadar ilerlediğini gördüm” veya “Bu konudaki düşüncelerini merak ediyorum, bana anlatır mısın?” gibi ifadeler, çocuğun bireysel yolculuğuna odaklanır. Bu yaklaşım, her torunun kendi hikayesinin başrolü olduğunu hissetmesini sağlar ve kendini görünür kılar.

Aile Buluşmalarında Denge Yaratmak

Bayram sofraları ve aile toplantıları, gizli gerilimlerin yüzeye çıktığı anlardır. Bir torun köşeye çekilip telefonuna gömerken, diğeri canlı şekilde konuşur ve büyükebeveynlerin dikkati doğal olarak ona kayar. Bu döngü kendini besler ve kıskançlığı derinleştirir.

Bu durumu önlemek için önceden planlama şarttır. Aile toplantılarında her torunun ilgi alanıyla ilgili konular açmak, herkesin katkı yapabileceği oyunlar veya aktiviteler düzenlemek ve en önemlisi, sessiz kalan torunları nazikçe konuşmaya davet etmek gerekir. “Ayşe, sen bu konuda ne düşünüyorsun?” gibi doğrudan sorular, dışlanmışlık duygusunu azaltır ve herkesin masada eşit bir ses hakkı olduğunu gösterir.

Ebeveynlerle İşbirliği

Büyükanne ve büyükbabalar bu dengeyi tek başlarına sağlayamaz. Anne-baba ile açık iletişim kurmak, torunların duygusal ihtiyaçlarını anlamak için hayati önem taşır. Ebeveynler, bir çocuğun evde yaşadığı zorluklardan veya okulda karşılaştığı sorunlardan bahsedebilir ve bu bilgi sayesinde büyükebeveynler o toruna ekstra destek sunabilir.

Ancak bu konuşmalar sırasında yapıcı bir dil kullanmak kritiktir. Ebeveynlere “Senin oğlun çok kıskanç” demek yerine, “Can son zamanlarda sessiz görünüyor, onunla nasıl daha iyi bağ kurabilirim?” gibi çözüm odaklı sorular sormak gerekir. Bu yaklaşım, suçlama yerine ortak sorumluluk ve işbirliği atmosferi yaratır.

Uzun Vadeli Yatırım

Ergenlik dönemi geçicidir ama bu yıllarda yaşanan duygusal deneyimler kalıcı izler bırakır. Büyükebeveynlerin anlık tepkilerden çok, uzun vadeli ilişki inşasına odaklanması gerekir. Bu, sabır, tutarlılık ve sürekli öz-farkındalık ister. Her torunla düzenli, öngörülebilir ve kesintisiz zaman geçirmek, güvenli bağlanma oluşturur.

Bu ritüeller çok basit olabilir: her hafta biriyle video görüşmesi, diğeriyle iki haftada bir kahvaltı buluşması, üçüncüsüyle ayda bir kitap alışverişi. Önemli olan, her torunun “Benim de büyükannemle/büyükbabamla özel anlarım var” duygusu yaşamasıdır. Bu öngörülebilir ritüeller, güven ve aidiyetin temelini oluşturur.

Kendinize Dürüst Bakın

Büyükebeveynler de insandır ve bazı torunlarla doğal olarak daha kolay bağ kurabilir. Bu tamamen normal ve insani bir durumdur. Ancak bu tercihlerin farkında olmak ve bunların davranışlara yansımamasını sağlamak, olgunluğun göstergesidir. Kendimize dürüstçe sormalıyız: “Hangi torunumla daha az zaman harcıyorum? Neden? Bu torunun hangi güzel özelliklerini görmezden geliyorum?”

Bu öz-değerlendirme rahatsız edici olabilir ama dönüştürücüdür. Belki içe kapanık torun, sizin kendi gençlik yıllarınızdaki zorlukları hatırlatıyor ve bu bilinçsiz bir rahatsızlık yaratıyordur. Belki başarılı ve parlak torun, sizin gerçekleştiremediğiniz hayalleri somutlaştırıyor ve bu onu daha çekici kılıyordur. Bu farkındalık, değişimin ilk ve en önemli adımıdır.

Ergen torunlarla ilişkide en zor bulduğunuz konu hangisi?
Duygusal mesafe kurmaları
Kardeşler arası kıskançlık
Eşit ilgi gösterme dengesi
İletişim kuramama
Karşılaştırma tuzağından kaçınma

Pratik Öneriler

  • Her torunla aylık özel bir aktivite planlayın: Bireysel ilgi alanlarına göre özelleştirin ve bu randevuları kutsal tutun.
  • Telefon veya mesaj sıklığını dengeleyin: Bir torunla sık iletişim kuruyorsanız, diğerleriyle de aynı sıklığı yakalamaya çalışın.
  • Övgülerinizi kişiselleştirin: Genel ifadeler yerine, her torunun benzersiz özelliklerine odaklanan spesifik takdirler sunun.
  • Dinleme becerilerinizi geliştirin: Konuşkan olmayan torunlarla sessizce vakit geçirin, onların sessizliğine saygı gösterin ve konuşmaya zorlamayın.

Kaçınılması Gerekenler

  • Sosyal medyada farklı muamele: Bir torunun her paylaşımını beğenip diğerininkileri görmezden gelmek, açık bir mesaj verir.
  • Maddi eşitsizlikler: Hediye değerleri veya finansal desteklerdeki belirgin farklar, kıskançlığın somut kanıtları olur.
  • Geçmiş şikayetleri sürekli gündeme getirmek: “Sen hep böyleydin” gibi ifadeler, değişim umudunu öldürür.
  • Gizli favoritizm: Diğer aile üyeleriyle bir torun hakkında sürekli konuşmak, er ya da geç o torunun kulağına gider.

Aile bağları, özenle bakım gerektiren bahçeler gibidir. Her bitki farklı su miktarı, farklı güneş ışığı ve farklı toprak istekleri vardır. Büyükebeveynler her torunun benzersiz ihtiyaçlarını fark edip karşılayabildiğinde, kıskançlık yerini karşılıklı saygı ve derin bağlara bırakır. Bu yolculuk kolay değildir ve sürekli dikkat gerektirir. Ancak her torunun gözlerinde gördüğünüz o tanınma ve sevilme ışığı, harcanan her çabanın ne kadar değerli olduğunu hatırlatır. Ergenlik fırtınası geçtiğinde, şimdi attığınız temeller yetişkinlik yıllarında sağlam ilişkilerin zemini olacaktır.

Yorum yapın