Psikolojiye göre bacak bacak üstüne atarak oturuyorsan bu ne anlama gelir?

Bir saniyeliğine dur ve şu an nasıl oturduğuna bak. Ayakların yere düz mü basıyor, yoksa birinin üzerinde mi oturuyor? Eğer bacaklarını çaprazladıysan, yalnız değilsin: iş toplantılarında, arkadaşlarla kafede, evde kanepede Netflix izlerken hepimiz bunu yapıyoruz. Peki bu sıradan görünen hareketin, kafanın içinde olup bitenler hakkında daha derin bir şeyler anlatabileceğini hiç düşündün mü?

Beden dili, ağzımız kapalıyken bile sürekli yayın yapan bir radyo gibi. Peki ya bacaklar? Vücudumuzun en az kontrol ettiğimiz kısımları arasındalar, bu yüzden gizli duygularımızın gerçek birer hoparlörü haline geliyorlar. İletişim uzmanları bize bacak çaprazlamanın bağlama göre tamamen farklı şeyler anlamına gelebileceğini söylüyor: bir durumda güvensizlik ve kapalılık, başka birinde ise tam bir rahatlık ve özgüven.

Beden Dili Düşündüğünden Çok Daha Önemli

Kaliforniya Üniversitesi’nden psikolog Albert Mehrabian, 7-38-55 kuralı olarak bilinen bir teori geliştirdi. Bu teoriye göre duygu ve tutumları iletirken söylediğimiz kelimeler sadece yüzde 7, ses tonumuz yüzde 38, beden dilimiz ise en büyük payı alarak yüzde 55 oranında etkili oluyor. Tabii bu kural özellikle duygusal mesajlara uygulanıyor, her iletişim türüne değil. Ama mesele açık: vücudumuz kelimelerimizden çok daha yüksek sesle konuşuyor.

Bacaklar özellikle ilgi çekici çünkü onları yüzümüz veya ellerimizden çok daha az kontrol ediyoruz. Gergin olsan bile gülümseyebilirsin, güvensiz hissederken bile sıkı bir tokalaşma yapabilirsin. Ama bacakların? Onlar genellikle istedikleri gibi hareket ederler ve gerçekte nasıl hissettiğinin doğrusunu ortaya çıkarırlar.

Çaprazlanmış Bacaklar: Koruyucu Barikat mı, Konfor Alanı mı?

İşte işler burada ilginçleşiyor. Bacak çaprazlamak tamamen zıt hikayeler anlatabilir ve her şey bulunduğun bağlama bağlı.

Birinci senaryo: gerginsin ve savunmada. Oldukça stresli bir iş görüşmesinde olduğunu düşün. Oturuyorsun, bacaklarını çaprazlıyorsun, kollarını da göğsünde kavuşturuyorsun ve hafifçe geriye çekiliyorsun. Bu durumda vücudun psikolojik bir bariyer inşa ediyor. Sanki diyor ki: “Burada güvende hissetmiyorum, kendimi korumam gerek”. Yıllarca beden dilini inceleyerek yalan ve gerginliği ortaya çıkaran eski FBI ajanı Joe Navarro, böyle kapalı pozisyonların genellikle rahatsızlık ve güvensizliğe işaret ettiğini açıklıyor.

İkinci senaryo: rahat ve huzurlusun. Şimdi en yakın arkadaşlarınla bir kafede oturuyorsun, gülüyor ve sohbet ediyorsunuz. Burada da bacaklarını çaprazlıyorsun ama vücudunun geri kalanı gevşek: omuzların düşük, belki hafif öne eğilmişsin, kolların konuşurken özgürce hareket ediyor. Aynı bacak pozisyonu, tamamen farklı mesaj: “Burada harikayım, kendi ortamımdayım”.

Sadece Bacaklara Bakma: Vücudun Orkestrası

İletişim uzmanları hep aynı mantralarını tekrarlar: asla tek bir harekete bakarak yargılayamazsın. Tüm bütüne bakmalısın, sanki vücut her enstrümanın kendi partisini çaldığı bir orkestra.

Bacakların çaprazken ayağını sallamaya başlarsan, bu gerginlik veya can sıkıntısının bir işareti olabilir. Eller koltuğun kollarını sıkıca kavrarsa muhtemelen bir rahatsızlık var. Ama ayaklar yere rahatça değiyor ve kollar yanlarda gevşekse, muhtemelen sadece rahatsın.

Bağlam kelimenin tam anlamıyla her şeydir. Aynı hareket nerede olduğuna, kiminle olduğuna ve etrafında neler olduğuna göre zıt anlamlar taşıyabilir.

Sağ mı Sol mu: Hangi Bacak Üstte Olduğu Gerçekten Fark Eder mi?

Şimdi biraz daha kaygan bir alana giriyoruz. Bazı beden dili yorumcuları üste koyduğun bacağın zihin durumun hakkında özel bir şey açığa çıkardığını iddia ediyor. Ama dikkat: burada sağlam bilimsel kanıtlar kıt, bu yüzden bu yorumları temkinli karşılayalım.

Sağ bacak üstte: Bazı teorilere göre bu pozisyon daha baskın ve kontrollü bir enerjiyi yansıtıyor. Mantık? Beynin sol yarımküresi (analitik ve mantıksal olan) vücudun sağ tarafını kontrol ediyor. Bu yüzden sağ bacağı çaprazlamak daha rasyonel ve iddialı bir zihin durumunu gösterebilir. Önemli toplantılarda veya rekabetçi durumlarda sağını üstte tutanlar kendilerini daha kontrollü hissediyor olabilir.

Sol bacak üstte: Tam tersine bu pozisyon daha duygusal ve rahat bir enerjiyle ilişkilendiriliyor, çünkü beynin sağ yarımküresi (yaratıcı ve duygusal olan) sol tarafı yönetiyor. Solunu çaprazlayanlar daha açık ve daha az savunmacı bir durumda olabilir.

Ama işte önemli nokta: bu yorumlar büyük ölçüde spekülatif. Bu konudaki bilimsel araştırmalar sınırlı. Çoğu durumda hangi bacağı üste koyduğun sadece kişisel alışkanlık, anın rahatlığı ya da eski bir diz sakatlığı gibi fiziksel faktörlerin sonucu. Evet, büyüleyici bir yorum ama evrensel bir kanun olarak kabul etme.

Erkekler ve Kadınlar: Farklı mı Oturuyoruz?

Toplumsal normların beden dilimiz üzerinde devasa bir etkisi var ve bacak çaprazlamak bunun istisnası değil. Kız çocuklarına küçükken “bacaklarını toplu tut” deniliyor, erkek çocuklarına aynı uyarı pek yapılmıyor. Sonuç? Kadınlar istatistiksel olarak bacaklarını daha sık çaprazlıyor ama bu öğrenilmiş kültürel bir seçim, doğuştan gelen biyolojik bir fark değil.

Bazıları kadınlarda bacak çaprazlamayı bir koruma mekanizması olarak yorumluyor: kapladıkları alanı küçülterek kendilerini daha güvende hissetmek. Ama aynı pozisyon zarafet ve özgüven işareti olarak da okunabilir. Her zamanki gibi bağlam her şeyi belirliyor.

Erkekler ise genellikle bacaklarını daha açık tutarak oturuyor, İngilizcede “manspreading” denilen ve kalabalık toplu taşımada az tartışma yaratmayan bu pozisyonla. Bu duruş daha fazla alan kaplayıp daha baskın görünmek için bilinçsiz bir strateji olabilir, ama fiziksel olarak daha rahat da olabilir.

Kültürler Aynı Beden Dilini Konuşmuyor

Beden dilinin evrensel olduğunu düşünüyorsan, hazır ol. Bir kültürde tamamen normal olan şey, başka birinde hakaret olabilir.

Orta Doğu ve Asya’nın birçok ülkesinde birinin karşısında bacak çaprazlamak, özellikle ayakkabı tabanını gösterirsen, son derece saygısızca kabul ediliyor. Örneğin Tayland’da ayaklar vücudun en alçak ve kirli kısmı sayılıyor, bu yüzden onları birine doğru tutmak ciddi bir küfür.

İtalya dahil Batı kültürlerinde bacak çaprazlamak genellikle nötr veya rahatlık işareti olarak görülüyor. Ama çok resmi veya geleneksel ortamlarda biraz fazla rahat bulunabilir.

Bacaklarını çaprazladığında kendini genelde nasıl hissediyorsun?
Savunmada hissediyorum
Rahat hissediyorum
Fark etmiyorum
Alışkanlıktan yapıyorum
Duruma göre değişiyor

Kendini Gözlemle: Öz Farkındalığın Gücü

İşte asıl ilginç olan yer burası. Başkalarını psikanalize etmekle vakit harcamak yerine kendini gözlemlemeyi dene. Bir hafta boyunca bacaklarını ne zaman ve nasıl çaprazladığına dikkat et.

  • Stresli bir toplantıda onları sıkıca çaprazlayıp kollarımı da kavuşturuyor muyum? Muhtemelen savunma modundayım.
  • Hoşlandığım biriyle konuşurken bacaklarım ona doğru mu dönüyor? Bu ilgi ve açıklığı gösteriyor.
  • Sıkılırsam ayağımı sallamaya başlıyor muyum? Aklım muhtemelen bir kaçış yolu arıyor.
  • Tanıdık bir ortamda onları rahat ve açık mı tutuyorum? Güvende ve rahat hissediyorum.
  • Tehdit altında hissettiğimde onları sert bir pozisyonda mı kilitliyorum? Koruyucu bir bariyer oluşturuyorum.

Bu öz farkındalık inanılmaz güçlü. Duygusal kalıplarını zihinsel düzeyde bilinçli hale gelmeden önce tanımana izin veriyor.

Duruşunu Değiştirerek Duygularını Değiştirebilir misin?

Harvard’dan araştırmacı Amy Cuddy’nin güç pozları teorisiyle ünlü oldu. 2010’daki TED konuşmasında ve ilgili araştırmasında, açık ve geniş duruşlar almanın birkaç dakika boyunca testosteron seviyelerini artırıp stres hormonu kortizolü azaltabileceğini, böylece kendini gerçekten daha güçlü ve özgüvenli hissettirebileceğini öne sürdü.

Ancak küçük bir sorun var: diğer araştırmacılar 2015’te bu sonuçları tekrarlamaya çalıştığında hormonal etkileri tam olarak doğrulayamadılar. Bilimsel tartışma devam ediyor ama birçok uzman, hormonal etkiler belirsiz olsa bile duruşu bilinçli olarak değiştirmenin psikolojik olarak nasıl hissettiğini etkileyebileceği konusunda hemfikir.

Peki bunun bacaklarla ne ilgisi var? Sürekli kapalı ve savunmacı pozisyonlarda buluyorsan, beynin “güvende değilim” mesajını alıyor olabilir. Bilinçli olarak duruşunu açmayı, belki bacakları sıkıca çaprazlamak yerine biraz ayırmayı denemek beynine farklı bir sinyal gönderebilir: “rahatlayabilirim, kontroldeyim”.

Elbette bu sihirli bir değnek değil. Ciddi anksiyete sorunların varsa bacak pozisyonunu değiştirmek onları çözmez. Ama günlük ruh halinde küçük ayarlamalar için mi? Denemeye değer olabilir.

Başkalarının Bacaklarını Okumak

Beden dilini anlamak sosyal etkileşimlerde sana avantaj sağlayabilir ama pratik ve duyarlılık gerektiriyor. Biriyle konuşurken bacaklarının nereye yöneldiğini gözlemle. Sana mı yoksa çıkışa mı dönük? Bu küçük detay kişinin konuşmayla gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini veya zihinsel olarak bir kaçış yolu arıyor olup olmadığını gösterebilir.

Bacaklar sana doğru açık ve rahatsa muhtemelen kendini rahat hissediyor. Sıkıca kapalı veya sürekli huzursuzca hareket ediyorlarsa rahatsızlık veya can sıkıntısı olabilir. Ama unutma: üşümüş de olabilir veya o pozisyon sırtı için daha rahat olabilir. Aceleci sonuçlara atlamayın.

İlk Randevuda: Gösterge Olarak Bacaklar

İlk randevuda karşındakinin bacakları değerli ipuçları verebilir. Sana doğru açık ve rahatlarsa harika işaret. Sürekli pozisyon değiştiriyor, ayağını gergin sallıyor veya çıkışa yöneliyorlarsa gerginlik veya az ilgi olabilir. Ya da sadece ilk randevu gerginliği olabilir ki bu tamamen farklı ve genellikle olumlu bir gerginlik türü.

Aşırı Yorumlama Tuzağına Dikkat

İşte önemli bir uyarı: beden dilini okumak yararlı ve büyüleyici olabilir ama gerçek bir paranoya yorumlama tehlikesi var. Her küçük harekete derin anlamlar yüklemeye başlarsan delirirsin ve muhtemelen rezil de olursun.

Arkadaşın konuşurken bacaklarını çaprazladı mı? Bu otomatikman seninle rahatsız olduğu anlamına gelmez. Belki sadece üşümüştür. Ya da o pozisyon sırtına daha az acı veriyordur. Ya da sadece favori pozisyonudur.

Beden dili her zaman daha geniş bağlamda yorumlanmalı. Tek bir hareket tüm hikayeyi anlatmaz. Bütüne bakmalısın: yüz ifadesi, ses tonu, el hareketleri, genel duruş ve evet bacaklar da. Ancak tüm bu parçaları bir araya getirerek daha eksiksiz ve doğru bir tablo elde edersin.

Hızlı Pratik Rehber

Rahat bir ortamda: Vücudu rahat çaprazlanmış bacaklar muhtemelen rahatlık, güvenlik ve kendinizi evinizde hissettiğiniz anlamına gelir. Vücudun geri kalanı gevşekse iyi işaret.

Gergin bir ortamda: Çaprazlanmış kollarla birlikte çaprazlanmış bacaklar ve sert vücut savunmacılık, koruma ihtiyacı ve olası güvensizlik gösterir. Psikolojik bariyerler kuruyorsun.

Hangi bacak üstte: Sağ baskın sol duygusal teorileri büyüleyici ama spekülatif. Kişisel alışkanlıklar çok daha önemli. Sadece buna dayanma.

İzlenecek diğer işaretler: Ayak sallanması genellikle gerginlik demek. Birine yönelen bacaklar ilgi gösteriyor. Çıkışa yönelen bacaklar gitmek istediğini gösterebilir.

Vücudun Konuşuyor: Dinlemeyi Öğren

Bacaklarını çaprazlamak basit bir oturuş şeklinden çok daha fazlası. İç duygusal durumunun parçalarını açığa çıkarabilecek bir hareket ama sadece doğru yorumlarsan ve çevredeki tüm bağlamı dikkate alırsan.

Psikologlar ve iletişim uzmanları bize bu görünüşte sıradan davranışın iç dünyamıza bir pencere olabileceğini söylüyor ama her zaman geri kalan her şeyle birlikte okunmalı: neredeyiz, kiminleyiz, neler oluyor, vücudumuzun geri kalanı nasıl hareket ediyor.

Unutma: beden dili matematik gibi kesin bir bilim değil. Duyarlılık, pratik ve özellikle bir hareketin gerçekte ne anlama geldiğini bilmediğini kabul etme alçakgönüllülüğü gerektiren yorumlayıcı bir sanat.

En önemli şey? Vücuduna dikkat etmeye başla. Bir dahaki sefere bacaklarını çaprazlanmış bulduğunda kendine sor: “Şu an nasıl hissediyorum? Bu pozisyon rahatlığı mı yoksa gerginliği mi yansıtıyor?” Farkında olmadığın duygusal kalıpları keşfedebilirsin. Ya da sadece o anda vücudun için en rahat pozisyon olduğunu fark edebilirsin.

Her iki durumda da kendini hakkında yeni bir şey öğrenmiş olursun. Ve sonuçta beden dili çalışmanın en değerli yönü bu: başkalarının yargıcı olmak değil, kendini daha iyi anlamak için bir ayna olmak. Vücudun sürekli konuşuyor. Belki onu gerçekten dinlemeye başlama zamanı geldi.

Yorum yapın