Süpermarket raflarında göz alıcı kavanozlar içinde duran reçeller, sabah kahvaltılarımızın vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. Ancak bu tatlı ürünlerin ambalajlarında kullanılan görseller ve ifadeler, gerçek içerikle ne kadar örtüşüyor? Pek çok tüketici, etikette gördüğü taze meyve fotoğrafları ve doğallık vurgularıyla satın aldığı reçelin aslında ne kadar şeker içerdiğini veya meyve oranının düşüklüğünü fark etmeden tüketiyor.
Ambalaj Üzerindeki Görsel Aldatmacalar
Reçel kavanozlarının etiketlerinde genellikle sulu, parlak ve taze görünümlü meyveler yer alıyor. Çilek damlacıkları, el değmemiş kayısılar ya da bahçeden yeni toplanmış gibi duran böğürtlenler… Bu görseller bilinçaltımızda doğal, taze ve sağlıklı algısı yaratıyor. Oysa kavanozun içindeki ürün, bu görsellerdeki meyvelerle uzaktan yakından ilgisi olmayan, endüstriyel üretim süreçlerinden geçmiş bir gıda maddesi olabiliyor.
Özellikle dikkat çekici olan nokta, ambalajlarda kullanılan meyve miktarının görsel olarak abartılması. Etiket tasarımlarında bol miktarda meyve gösterilerek, tüketicinin zihninde bu kavanozda çok fazla meyve var yanılsaması yaratılıyor. Gerçekte ise Türkiye pazarındaki standart ticari reçellerde meyve oranı genellikle yüzde 30-45 arasında değişiyor ve yasal minimum yüzde 25 seviyesinde kalıyor.
El Yapımı İddialarının Arkasındaki Gerçek
Ambalajlarda sıkça karşılaştığımız geleneksel tarif, el yapımı lezzet, anneanne tarifi gibi ifadeler duygusal bir bağ kuruyor. Bu söylemler, ürünün küçük ölçekli, özenli ve geleneksel yöntemlerle üretildiği izlenimi veriyor. Ancak rafta gördüğünüz onlarca, hatta yüzlerce kavanoz, büyük olasılıkla endüstriyel tesislerde, yüksek kapasiteli kazanlarda ve otomatik dolum hatlarında üretiliyor.
Bu tür pazarlama dilinin kullanılması yasal açıdan sorunlu olmayabilir, çünkü doğrudan bir yalan içermiyor. Ancak tüketici algısını yönlendirmek için kasıtlı olarak belirsiz ifadeler tercih ediliyor. El yapımı lezzet ifadesi, ürünün gerçekten el emeğiyle yapıldığını söylemiyor; sadece tadının el yapımına benzediğini ima ediyor. Bu ince ayrım, tüketicinin yanılmasına yol açıyor.
Sağlık Vurguları ve Yarattığı Yanılgılar
Reçel ambalajlarında doğal içerikler, katkısız, koruyucusuz gibi ifadeler sıklıkla öne çıkarılıyor. Bu vurgular, ürünün sağlıklı olduğu mesajını güçlendiriyor. Ancak burada gözden kaçırılan kritik bir nokta var: bir ürün koruyucu içermeyebilir, ama bu onun sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.
Reçelin doğası gereği çok yüksek şeker içermesi gerekiyor. Şeker hem tatlandırıcı hem de doğal bir koruyucu işlevi görüyor. Bazı ürünlerde 100 gramda 60-65 gram şeker bulunabiliyor; bu, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği günlük eklenmiş şeker limitinin büyük kısmını tek başına karşılıyor ve yaklaşık 15 küp şekere denk geliyor.
Gizlenen Şeker Gerçeği
Etiket üzerinde besin değerleri tablosu her zaman bulunuyor, ancak bu bilgilerin sunuluş şekli de önemli. Bazı üreticiler, şeker miktarını daha az göstermek için porsiyon büyüklüğünü küçük tutuyor. Örneğin, 100 gram yerine 15 gramlık bir porsiyondaki değerleri göstermek, şeker miktarının daha makul görünmesini sağlıyor. Oysa kimse sabah kahvaltısında sadece bir çay kaşığı reçel tüketmiyor.
Ayrıca bazı ürünlerde şeker kelimesi yerine karbonhidrat başlığı altında gösterildiği için, tüketici toplam şeker miktarını net olarak algılayamayabiliyor. Besin değerleri tablosunu okumayı bilen bir tüketici bile, bu sunuş biçimleri yüzünden yanılabiliyor.

Düşük Meyve Oranının Kamufle Edilmesi
Bir reçelin kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri, içindeki meyve oranı. Ancak bu bilgi genellikle arka etikette, küçük puntolarla ve dikkatle bakılmadığında gözden kaçacak şekilde yazılıyor. Ön yüzde taze meyve görselleri varken, arka yüzde 100 gram üründe 35 gram meyve kullanılmıştır ifadesi neredeyse gizli kalıyor.
İlginç olan başka bir nokta: bazı üreticiler meyve oranını konsantre meyve püresi kullanarak artırıyor gibi gösteriyor. Ancak konsantre, taze meyvenin suyu alınıp yoğunlaştırılmış hali olduğu için, geriye kalan lif ve besin değeri açısından taze meyveyle kıyaslanamaz; örneğin, lif içeriği yüzde 70-90 oranında azalır. Yine de etiket üzerinde meyve olarak gösterilince, tüketici kaliteli bir ürün aldığını düşünüyor.
Tüketici Olarak Nelere Dikkat Etmelisiniz
Reçel alırken sadece ön etiket görsellerine ve pazarlama sloganlarına bakmamak gerekiyor. İşte dikkat edilmesi gereken temel noktalar:
- Besin değerleri tablosunu mutlaka okuyun ve 100 grama göre değerlendirin, porsiyona göre değil
- İçindekiler listesinde ilk sırada ne olduğuna bakın; eğer şeker ilk sıradaysa, üründe meyve oranından daha fazla şeker var demektir
- Meyve oranının yüzdesini kontrol edin; kaliteli reçellerde bu oran en az yüzde 50 olmalıdır
- Doğal veya geleneksel gibi duygusal pazarlama terimlerine aldanmayın; bunlar yasal bir standardı olmayan tanımlamalardır
- Fiyat-kalite oranını değerlendirin; çok ucuz reçeller genellikle düşük meyve oranı ve yüksek şeker içerir
Etiket Okuma Becerisi Geliştirin
Etiket okumak bir alışkanlık ve beceri gerektiriyor. İçindekiler listesi, malzemeleri miktar sırasına göre gösterir. Yani listenin başında ne varsa, üründe en çok o vardır. Reçel etiketinde şeker, çilek, limon tuzu, pektin yazıyorsa, bu üründe çilekten daha fazla şeker bulunuyor demektir.
Ayrıca bazı üreticiler farklı şeker türlerini ayrı ayrı listeleyerek, şekerin ilk sırada görünmesini engelliyor. Örneğin glikoz şurubu, fruktoz, nişasta bazlı tatlandırıcı gibi farklı isimlerle gösterilen maddeler aslında hepsi şeker türevi. Bunların toplamına bakıldığında, ürünün çoğunluğunu şeker oluşturuyor olabilir.
Yasal Düzenlemeler Ne Diyor
Türkiye’de gıda etiketlemesi konusunda net düzenlemeler var: Türk Gıda Kodeksi Reçel Tebliği’ne göre, etiketlerde meyve oranı minimum yüzde 25 olmalı, besin değerleri 100 gram bazında belirtilmeli ve yanıltıcı ifadeler yasak. Ancak pazarlama dili ve görsel kullanımı konusunda gri alanlar bulunuyor. Bir üretici, etiketinde yasal olarak gerekli tüm bilgileri verirken, aynı zamanda ön yüzde tüketiciyi yanıltıcı görseller ve ifadeler kullanabiliyor.
Tüketici hakları açısından bakıldığında, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında aldatıcı veya yanıltıcı pazarlama uygulamalarına karşı şikayette bulunmak mümkün. Ancak bunun için önce aldatıcılığı kanıtlamak gerekiyor. El yapımı lezzet gibi subjektif ifadeler yasal boşluklardan yararlanıyor ve somut bir aldatma olarak değerlendirilemiyor.
Bilinçli bir tüketici olmak, sadece kendi sağlığınız için değil, aynı zamanda piyasanın daha şeffaf hale gelmesi için de önemli. Aldığınız ürünlerin gerçek içeriğini öğrenmeye zaman ayırarak, üreticilere de bir mesaj vermiş oluyorsunuz: tüketiciler artık sadece ambalaja bakmıyor, gerçek kaliteyi arıyor. Reçel gibi görünüşte masum ürünlerde bile pazarlama oyunlarının farkında olmak, market alışverişlerinizi daha bilinçli yapmanızı sağlayacaktır.
İçerik Listesi
